skip to Main Content

Kocam beni sevmiyor!

Kocam beni sevmiyor!
Kocam benimle ilgilenmiyor!
Kocam bana değer vermiyor!
Kocam beni beğenmiyor!
Kocam beni dinlemiyor!
Kocam benimle sohbet etmiyor!
Kocam bana hediye almıyor!
Kocam bana vakit ayırmıyor!
Kocam bana iltifat etmiyor!
Kocam benim fikirlerimi önemsemiyor!
Kocam ………………………………………….
Kocam ………………………………………….
Kocam ………………………………………….
Kocam ………………………………………….
Kocam ………………………………………….

Liste böyle uzaaarrrr gider.
Bunlar gün içinde sesli yada sessiz en az bir defa düşündüğün şeylerden dimi?

Hadi şimdi bakış açımızı değiştirip bu konuyu bir de şöyle ele alalım;
Sen kendini seviyor musun?
Sen kendinle ne kadar ilgilisin?
Sen kendine ne kadar değer veriyorsun?
Sen kendini ne kadar beğeniyorsun?
Sen kendi iç sesinin ne kadar farkındasın, kendini ne kadar dinliyorsun?
Senin kendinle olan muhabbetin nasıl?
Sen kendini hediye alınacak kadar değerli buluyor musun?
Sen yalnız kaldığında kendinle vakit geçiriyor musun?
Sen kendinin, fikirlerinin, güzelliğinin ne kadar farkındasın?
Bu soruların hepsine “Evet” cevabı verdiysen yazımı okumaya devam etmesende olur 😉
En az üç tanesine “Hayır” cevabı verdi isen yazımı okumaya devam etmek senin ve bütünün hayrına olur 🙂

Sevgili güzel kadın, buradan sonrasını dikkatle, içine sindire sindire okumanı nacizane tavsiye ediyorum.
İnsanı bir radyo gibi düşün. Etrafımıza enerji olarak 7/24 yayın yapıyoruz. Ağzımızdan çıkan kelimelerden çok yaydığımız enerji ile diğer bütün insanlarla sürekli bir etkileşim halindeyiz. Yakınımızda olan sevdiğimiz insanlar ile bu enerji alış verişi çok daha güçlü.
Sen şimdi dilinle istediğin kadar “kendimi seviyorum, beğeniyorum, kendimle ilgili bir kadınım” de, eğer kalben-zihnen-ruhen bu dediklerine inanmıyorsan çevrene enerji olarak “ben kendimi sevmiyorum sen neden beni sevesin? Ben bile kendime değer vermiyorum sen neden bana değer veresin?” mesajını yayarsın. Bu mesajı enerji olarak alan diğer insanlar da sana yaydığın mesaja göre davranır, sevmez ve değer vermez.
Her şeyin merkezinde “sen” varsın! Yaşadığın bütün olayları, karşılaştığın bütün insanları hayatına sen çektin. Kocan ile olan ilişkinde ki sıkıntılara baktığında, bekarken de bu olayları anne yada baba yada daha farklı insanlarla yaşadığını hatırlarsın.
Sen kendine değer verdiğin kadar değer görürsün, kendini sevdiğin kadar insanların seni sevmesine müsaade edersin.
İnsanın yaşadığı bütün olayları bilinçaltı duygu ile kayıt eder. Başına bir olay geldiğinde sendeki kayıda göre hareket edersin. Küçüklüğünde yaşadığın kendini değersiz-yetersiz hissettiğin bir olay varsa bu kayıt bütün hayatını etkiler. Bu duyguyu özellikle baban yada başka bir erkek sana yaşattı ise bütün erkeklere karşı aynı duyguyu hissetmeye devam edersin. Hal böyle olunca da bu duygu kocana, evliliğine ve çocuklarına kadar sirayet eder. Türk kadınlarının çok sık kullandığı klasik bir cümle vardır “saçımı süpürge ettim yine de sevgi-saygı-değer görmedim, yaranamadım”
Bu cümleyi kullanan kadınların hayatlarına baktığımızda gerçekten de dedikleri gibi bir ömür geçirmişlerdir. Çevresine, kocasına, çocuklarına adeta yememiş yedirmiş, içmemiş içirmiş, giymemiş giydirmiş olduklarını görürüz.
Burada en önemli şey atlanmış ve göz ardı edilmiştir; Kadının kendisi!

Değersizlik inancı olan kişilerin ortak özelliklerinden birisi de, kendisinde ki bu duyguyu örtmek için yaptıkları maddi-manevi yardımlar ve mükemmelliyetçi yapılarıdır. Başka insanların mutluluğu, onayı ile yaşarlar. Her zaman vericidirler, almak onlara göre değildir. Bu durumun farkına tabiri caizse iş işten geçtikten sonra, elden ayaktan düştükten sonra varırlar.
Lütfen sen “o” kadınlardan olma!
Kendinde olan bütün eksik, kusur, yanlış inanç kalıplarının farkına varmaya çalış. Bunun en basit yolu kendinde beğendiğin ve beğenmediğin şeylerin bir listesini yapmaktır. Gördükçe fark etmeye, fark ettikçe de kabul edip dönüştürmeye başlarsın. Sen blokajlarından kurtulup değişip dönüştükçe öncelikle kocanın sonra çevrendeki insanların sana olan bakış açıları değişmeye başlar. Çünkü yaydığın frekans değişir. Her zaman söylediğim gibi “Kadın değişirse, Dünya değişir !”

Bu konu ile ilgili binlerce kadın ile yaptığım seanslardan yola çıkarak tasarladığım, içeriği ve telifleri şahsıma ait olan 21 günlük “KadınımBen” Niyet Çalışmasını incelemeni şiddetle tavsiye ederim.

This Post Has 2 Comments
  1. Arzu hocam la yolum kesişmeden önce herseyi kafasına takan , tahammülsüz, küçük şeyleri kafasında büyüten bir insanım.
    Çocuklarıma olur olmaz kızıyor sonrasında hem kendim üzülüyor hemde çocukları mı üzüyordum.Katıldığım terapileri sonrasında hayata bakış açım değişti, ben mutlu olduğumda çevremdekilerde huzurlu mutlu olduğunu gördüm . Önce kendimi sevmeyi , değer vermeyi öğrendim.Gerisi peşinden zaten geliyor. Arzu hocam a çoook teşekkür ediyorum.
    Seni seviyorum Arzucanım ??Iyki varsın ??

M.K için bir cevap yazın Cancel comment reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir