Aç Olan Hangi “Sen”?

Aç Olan Hangi “Sen” ?
Son yılların çığ gibi büyüyen sorunlarından bir tanesi de ‘kilo’ sorunu. Kilo alamamak yada verememek.
Kilo sorununun enerjisel alt yapısında en sık rastladığım şey ‘güçlü olma’ isteği. Kişi kiloyu güç olarak gördüğü sürece maalesef fizik beden de hedeflediği, istenilen kiloya inemiyor. Her zaman söylediğim gibi insan sadece fizik bedenden, etten kemikten yaratılmış bir canlı değildir. Fizik beden ile ilgili her türlü sorunun zihinsel ve enerjisel alt yapıları vardır. Bu tür sorunlar ile ilgili sadece fizik beden baz alınıp çalışıldığında istenilen sonuç elde edilemeyecektir. Kişi istediği kadar diyet, spor yada detoks yapsın. Zihin ve enerji alanda kilo almaya-vermeye sebep olan duygu, düşünce, enerji kaydı olduğu sürece belli bir kiloya kadar iner ve durur, yada verdiği kiloyu belli bir zaman sonra fazlasıyla tekrar alır.
Ufak yaşlarda cinsel tacize maruz kalmak da kilo almayı besleyen sebeplerin başında geliyor. Maruz kaldığı cinsel taciz sırasında kendini koruyamayan güçsüz olan kişi, ilerleyen yaşlarda güçlü olmak adına kilo almaya başlıyor. Aslında bir şekilde cinsel tacize uğrayan o yaştaki çocuğu korumaya alıyor. İşin ilginç kısmı ise müsaadesi olmadan vucüdunun hangi bölgesine dokunuldu ise, o bölgeden kilo alımı diğer bölgelere göre daha fazla oluyor. Eğer tacize uğrayan bir kız çocuğu ise, yaşadığı bu olay ileride onun hayatında ki bir çok alanı olumsuz olarak etkiliyor. (En sık rastaldığım eril enerji yüksekliği, cinsel isteksizlik, değersizlik inancı ve özgüven eksikliği)
İstersen sıklıkla tükettiğin veya bırakmakta zorlandığın gıdaların enerjisel alt yapılarına bir bakalım;
Şekerli Gıdalar:
Hayatından lezzet, keyif alamamaktan ve cinsel tatminsizlikten dolayı dışarıdan şeker alma ihtiyacı duyarız.
Fast Food:
Kısıtlanmışlık hissi, değersizlik inancından dolayı bu tarz atıştırmalıklar tüketmeye meyilli oluruz.
Kızartma:
Hayatımızın bir bölümünde veya bir alanında isteyipte yapamadığımız şeyler konusunda kendimize karşı hissettiğimiz kızgınlıklardan dolayı kızartmalara yöneliriz.
Unlu Mamüller:
En çok tüketiğimiz şeyler arasındadır. Gerek kişide ki gerekde kolektif bilinçde ki kıtlık bilincinden, kaynakların yeterli olmayacağı korkusundan dolayı unlu mamülleri sıklıkla tüketir ve bırakmakta zorlanırız.
Sürekli Yeme İsteği:
Yaşadığımız hayattan tatmin olamama endişesinden kaynaklı ve bu isteği görmezden gelip bastırmak için sürekli olan bir yeme isteği doğar.
Bu bilgileri okuduktan sonra kafanda bazı şeyler umarım yerine oturmuştur.
Şimdi fizik bedenini bir incele bakalım. Bedeninin en çok hangi bölgelerin de yağlanma var? Sırtın? Göbeğin? Basenlerin? Kolların? Karın bölgen?
Hadi onları da bir inceleyelim;
Sırt Bölgesi:
Geçmişte yaşadığın hangi olayı sindiremiyorsun yada hangi olayı tekrar yaşamaktan korkuyorsun?
Göbeğin Üst Bölümü:
Geleceğe olan güvensizlik, hayatında ki bir otoriteye (baba yada koca yada her ikisine) karşı öfke
Göbeğin Alt Bölümü:
Kişinin kendisine karşı veya annesine/karısına karşı hissettiği öfke
Kollar:
Yaşadığı hayata adapte olamama, hayatı kucaklayamama, sevgi ve ilgi ihtiyacı(cinsel taciz sırasında kişi kollarından tutulup çekildi ise de bu bölgede yağlanma olabiliyor)
Basenler:
Hayata karşı, hayatında ki otoriteye (baba yada koca yada her ikisine) karşı güvensizlik
Karın Bölgesi:
Kişinin hayatındaki sindiremediği olay yada kişiler
Şu ana kadar bu olaylardan birini yada bir kaçını yaşadıysan, hala aklına geldiğinde duygusal olarak etkileniyorsan (ses tınısında değişme, boğazda ağrı, ani öfke, mutsuzluk vs.) o yaşında yaşadığın olayları hazmedememişsin ve hala o yaşda ki sen-in duygusal ihtiyacını yemek yiyerek doyurmaya çalışıyorsun demektir. Yemek ile sadece fizik bedeni doyurursun. Yaşadığın olayları hazmetmediğin, arkanda bırakmadığın sürece (üzülerek belirtmek isterim ki) kilo almaya devam edersin.
Nacizane tavsiyem; hazmedemediğin olayları bir kağıda, a dan z ye hissettiğin duygular ile birlikte yaz. Göğsünün ortasına (kadınlarda iman tahtası dediğimiz yer) canını acıtmadan vurarak oku. Sonra kağıdı parçala ve yak. Kainatta ait olduğu yere gitsin.
Her ne yaşamış olursan ol, muhakkak senin hayrına olduğunu unutma.
Yaşadığın olaylar, hayatına giren doğru yada yanlış kişiler sayesinde şu anda ki ‘sen’ oldun!
Yaşadığın herşeyi sevgi ile kabul et, yoluna devam et.
Kainatda ki herşey bir bütündür, bütün için vardır. İnsan bazen içinde bulunduğu durumu kendi idraki ile çözümleyemez. Takıldığın yada kendi başına halledemediğin şeylerde yardım almaktan çekinme.
UNUTMA,
Bir Şaman öğretisi şöyle der;
Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz,
Nehirler kendi suyunu içemez,
Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez,
Güneş kendisi için ısıtmaz,
Ay kendisi için parlamaz,
Çiçekler kendileri için kokmaz,
Toprak kendisi için doğurmaz,
Rüzgar kendisi için esmez,
Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz.

İncibaşim yazı çok güzel teknikte güzel peki hayatımızdan cikaramadigimiz yada çıkmayan lar için ne yapalım yazıp okumak varya teknikte onu uygularken cikmayanlari yada cikartamadiklarimizi sevgiyle affedip kabulmu etmemiz lazım bunda takıldım sevgiyle cevabımı bekliyorum WhatsApp tan da atabilirsin
Affedip kabule geçmek en iyisidir ?
Bayıldim bu yazıya harikasınız siz